SAĞLIK BİLGİLERİ

AIDS

AIDS; HIV adıyla bilinen insan bağışıklık yetmezliği virüsünün, kişilerin bağışıklık sistemini çökertmesi sonucu oluşan bulaşıcı bir hastalıktır. İngilizce Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmayla ifade edilen AIDS, Elisa adı verilen bir test ile tespit edilmektedir. Kan ya da cinsel yolla bulaşan AIDS, bağışıklık sistemine yavaş yavaş işleyerek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok etmekte ve kişi herhangi bir hastalığa yakalanarak hayatını kaybedebilmektedir.
 

Akciğer Kanseri

Akciğer dokularında yer alan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla oluşan bir hastalıktır. Belirtileri hastalığın oluşma şekline bağlı olarak değişmekle beraber genellikle kanlı öksürük, kilo kaybı ve nefes darlığıdır. Bu belirtiler birçok farklı hastalıkta görüldüğünden tanı koyulması zaman alabilmektedir. Akciğer tomografisi ve röntgeni hastalığın tanısında kullanılan yöntemler arasında yer almaktadır.
 

Alerji

Alerji; vücudun aslında zararlı olmayan bazı maddelerden veya hava şartlarından etkilenmesi ya da psikolojik etkenler sonucu bazı maddelere aşırı reaksiyon göstermesi sonucu oluşan bir rahatsızlıktır. Alerjik reaksiyonlara sebep olan maddelere tıp dilinde Alerjen denilmektedir. Bir Alerjen’in kişide alerjiye sebep olabilmesi için daha önce herhangi bir yolla vücuda girerek bağışıklık sistemini kendine duyarlı hale getirmesi gerekir. Alerjiye sebep olan alerjenler kişiden kişiye değişmektedir ve kişinin hangi maddeye alerjisi olduğu ancak alerji testi ile tespit edilmektedir.
 

Alkolizm

Kişinin yüksek oranda alkollü içecek tüketerek metabolizmasına ve psikolojisine zarar verecek ölçüde alkol yoksunluğuna düşmesine alkolizm denir. Alkole alışkanlık kazanmış kişinin kontrolü kaybetmesi ve davranışlarını çeşitli bahanelerle kapatmak istemesi kritik devrede olduğunun işaretleridir. Alkolik kimse, saldırgan olabilir ve sabahları da alkol alma alışkanlığını kazanabilir. Alkol alışkanlığının soya çekime bağlı olduğu söylenmişse de günümüzde psikolojik ve sosyal (toplumsal) sebepler daha çok dikkate alınmaktadır. Alkolizm tedavisi terapi ile gerçekleşmektedir.
 

ALS

Açılımı Amyotrofik Lateral Skleroz olan ALS, bir motor nöron hastalığı olarak tanımlanmıştır. Merkezi sinir sisteminde, beyin sapında ve omurilikte, nöronların azalmasına sebep olan bu hastalığın ilk belirtilerinin kol ve bacak kaslarındaki seğirmeler olduğu belirtilmektedir. Hastalığın kesin bir tedavisi bulunmamakla beraber, çeşitli üniversite hastanelerinde ve araştırma merkezinde çalışmalar devam etmektedir.
 

Alzheimer

Alzheimer ; nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte beyin hücrelerinin beklenenden erken ölmesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Sıklıkla 65 yaş üzerindeki kişilerde görülmektedir. Günlük yaşamsal aktivitelerde azalma ve bilişsel yeteneklerde bozulma ile kendini gösterir, devamında nöropsikiyatrik semptomlar ve davranış değişiklikleri gözlenebilir. İlk olarak Alman Nöropatalog Alois Alzheimer tarafından tanımlanan hastalığın en önemli belirtilerinden biri unutkanlıktır.
 

Anal Fissür

Anal Fissür, makat çatlağı ve makat yırtığı olarak da adlandırılır. Makatta yırtılır gibi şiddetli bir ağrı, dışkılama sırasında veya tuvalet kağıdına bulaşmış olarak parlak kırmızı renkte kan en sık görülen belirtileridir. Vakaların büyük bir bölümünde makattaki çatlak veya yırtık yüzeysel iken, bazılarında derinleşerek makat kasına dek inebilir ve hastaya büyük rahatsızlık verebilir. Anal Fissür’den korunmak için, fazla ıkınmadan kaçınmak, beslenme alışkanlığındaki lifli gıda oranını arttırmak ve günde iki litreden fazla su tüketmek önemlidir.
 

Anemi

Halk arasında daha çok "kansızlık" adıyla bilinen hastalık, kandaki toplam eritrosit sayısının azalması ya da eritrositlerin içindeki hemoglobin miktarının düşmesi veya her ikisinin birlikte olması sonucu oluşmaktadır. Eritrositler için demir, folik asit ve B12 vitamini çok önemlidir. Demir eksikliğinde demir eksikliği anemisi oluşabilir. Bu durumda eritrositler normalden daha küçük olurlar ve görevlerini tam ve başarıyla yerine getiremezler. Folik asit ve B12 vitamini eksikliğinde ise eritrositler normalden daha büyük olur ve yine görevlerini yerine getiremezler, bu durum megaloblastik anemi olarak adlandırılır.
 

Anoreksia

Çağımızın en sık görülen beslenme bozukluğu hastalıklarından biri olan Anoreksi, latince iştahsızlık anlamına gelmektedir. Kısa dönemli ya da kronik olarak oluşabilir. Kronik formlarından biri Anoreksia Nervoza’dır ve ölümcül olabilir. Bir diğer formu da Bulimiya Nervoza olarak bilinir. Daha çok kadınlarda görülen hastalık kilo almaktan ve dolayısıyla yemek yemekten korkmak olarak tanımlanabilir. Hastalığın ilerleyen aşamalarında hastalar ne kadar kilo verirlerse versin kendilerini fazla kilolu hissederler. Hem psikolojik hem de fizyolojik destek ile tedavisi mümkündür.
 

Apandisit

Apandisit, körbağırsak üzerinde bulunan apandisin iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalıktır. Hastalığın en önemli belirtileri, karın ağrısı ve mide bulantısıdır. İltihaplı apandisin ameliyat ile çıkarılmasıyla tedavi edilir. İltihaplı apandisin alınması gecikirse tehlike arz etmektedir zira delinerek ihtihabın diğer organlara yayılması söz konusu olabilir.
 

Artrit

Artrit, eklemlerde görülen iltihaplı bir hastalıktır. Bu iltihap diğer iltihaplardan farkı olarak mikrobik olarak oluşmaz, vücut tarafından üretilir. Artrit tek bir hastalık değildir, yüzden fazla farklı hastalık artrit ile ilişkilendirilir. Bazı formaları çok ağır seyreder, bazıları ise dönemsel olarak kendini gösteren hafif şiddetli artritlerdir. Dirsek eklemlerinde zorlanmaya bağlı olarak kas liflerindeki yırtık (lateral epikondilit) gibi basit romatizmal hastalıklardan, romatoid artrit (ra) spondiloartrit (spa) gibi tüm vücudu etkileyen ağır hastalıklara kadar farklı hastalık gurupları bunun içinde yer alır.
 

Astım

Astım, solunum yollarının herhangi bir iltihap sonucu aşırı derecede duyarlı olmasına ve bazı etkenlerle zaman zaman daralmasına neden olan bir solunum yolu hastalığıdır. Dünya üzerinde en sık görülen solunum yolu hastalıklarının başında gelir. Astımın kesin sebebi belli olmamakla beraber genel kabul gören görüş, doğuştan soluk boruları duyarlı bireylerde çevresel koşulların etkisi ile astım oluşumunun gerçekleştiğidir. Ayrıca geçirilen zatürre ve benzeri solunum sistemi hastalıkları astımın oluşmasında önemli etkenleri arasında görülmektedir. Tedavi için genellikle inhaler adı verilen medikal soluk aldırma cihazları kullanılır. Bu cihaz lokal etki yaratır ve düşük dozla daha fazla etki eder. Böylece astımın sistematik yan etkilerinin önüne geçilmeye çalışılır.
 

Atopik Dermatit

Atopik Dermatit ya da atopik egzema olarak tanımlanan hastalık, şiddetli kaşıntıya neden olan kronik bir deri hastalığıdır, bulaşıcı değildir. Hastalık her yaşta görülebilse de %90 oranında 5 yaşın altında görülür. Çocukluk çağının en sık rastlanan deri hastalığıdır. Hastalık görüldüğü yaşa, yaygınlığa ve şiddetine göre dışarıdan ilaçlarla ağız yoluyla verilen ilaçlarla ya da fototerapiyle (güneş ışınları ile) tedavi edilebilir.
 

Baş Ağrısı

Baş ağrısı, genellikle başta ve bazen de boyun veya sırtın üst kısmında gerçekleşen ağrılara verilen ortak bir isimdir. Dünya üzerinde en sık görülen ağrı şikayetlerinden biri olarak hemen her insanda görülebilir. Baş ağrılarının birçok farklı sebebi olmakla birlikte çoğunlukla zararsızdır ve kendiliğinden kaybolur. Stres, migren, göz yorgunluğu, susuz kalma, düşük kan şekeri ve sinüzit genel nedenleri arasında sayılabilir. Daha ender sebepler menenjit, ensefalit, beyinsel anevrizmalar, aşırı yüksek tansiyon ve beyin tümörleri gibi tehlikeli hastalıklar olabilir.
 

Behçet Hastalığı

Behçet hastalığı genellikle deri altı, göz ve beyindeki kan damarlarının iltihaplanmasına sebep olan, nedeni bilinmeyen ve oldukça nadir görülen bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Hastalık 1937 yılında Hulusi Behçet isimli bir Türk doktoru tarafından bulunduğu için Behçet Hastalığı olarak tanımlanır. Behçet hastalığı için kabul görmüş tek test paterji testidir. Kesin tedavisi mümkün olmasa da rutin takiplerle kontrol altına alınabilen hastalık ihmal edilmemelidir, düzenli takip yapılması önemlidir. Behçet hastalarının düzenli ilaç kullanmaları gerekir.

 

Böbrek Taşı

İdrardaki kalsiyum ve oksalat seviyesinin normal seviyenin üstüne çıkarak böbreklerde birikmesi ve zamanla kümeleşerek sertleşmesi sonucu oluşan maddelere böbrek taşı denir. Küçük taşlar idrar yoluyla kendiliğinden vücuttan atılırken büyük taşlar mesaneye doğru ilerleyerek şiddetli ağrılara neden olur. Genç ve orta yaşlı kişilerde daha sık görülür, erkeklerde kadınlardan daha sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır. Tekrar etme olasılığı yüksek olan bir hastalık olduğundan vücuttan atılan taşlar incelenerek hangi nedenle oluştukları anlaşılmalı ve buna uygun ilaç tedavisi ile tekrarlayan böbrek taşı oluşumlarının önüne geçilmelidir.
 

Böbrek Yetmezliği

Böbrek yetmezliği akut ya da kronik olarak görülen, kişilerin böbreklerinin işlevini normal düzeyde yerine getirememesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Böbreklerin işlevi serum kreatinin düzeyi ile ölçülür. Böbrek yetmezliği hastalığı bulunan kişiler diyaliz makinası desteği ile böbreklerinin yerine getirmediği işlevi dışarıdan müdahaleyle yerine getirir. Kesin tedavi ancak organ nakli ile mümkündür.
 

Bronşit

Akciğerlere giden havayollarının iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Akut ve kronik bronşit en sık rastlanan iki çeşididir. Akut bronşit grip gibi hastalıklarla beraber görülebilirken, kronik bronşit daha ciddi bir iltihaplanmadır ve mutlaka tedavi gerektirir. Akut bronşit zamanında tedavi edilmezse bu zamanla kronik bronşite dönüşebilir. Bronşit vakalarının zamanında teşhis edilmesi hastalığın tedavisi açısından çok önemlidir.

 

Cilt Kanseri

Cilt kanseri çeşitli nedenlerden dolayı ciltte oluşan kötücül nitelikli hücre büyümesi olarak ifade edilebilir. Cilt kanseri genellikle epidermiste (derinin en üst tabakası) gelişir ve dolayısıyla tümör açıkça görülebilir. Bu özelliği ile diğer kanser tiplerine göre cilt kanserleri erken aşamada keşfedilebilmektedir. Bazal hücre karsinom (basal cell carcinoma), yassı hücreli karsinom (squamous cell carcinoma) ve malignant melanom ortaya çıktığı deri hücresinin adını alan en yaygın üç tür cilt kanseridir. Cilt kanserinden, en önemli tetikleyicilerinden olan aşırı güneş ışığı ve morötesi (UV) ışınlarından uzak kalarak korunmak mümkündür.
 

Damar Tıkanıklığı

Damar Tıkanıklığı insanlık tarihinin en eski rahatsızlıklarından biri olarak bilinir. En önemli sebeplerinden biri, kolesterol taşıyıcılarının kılcal damar içerisinde birikerek kan iletimini zorlaştırmasıdır. Damar çeperlerinde biriken kolesterol, damar çapını rahat kan akışına izin vermeyecek kadar azaltır. Daralan damarın içerisinden hızlanarak geçen kan, bir süre sonra kolesterol birikintisinin üzerindeki zarı yırtar. Kırmızı kan hücreleri, trombosit ve fibrinler bu yırtık çevresinde birikerek damarın beslediği bölgenin oksijensiz kalmasına ve hatta ölmesine sebep olurlar. Damar tıkanıklığı kalp kaslarını besleyen damarlardan birinde gerçekleşmişse durum koroner damar tıkanıklığına dönüşür. Beslenmesi kesilen damar bölgesi büyükse durum kalp kriziyle sonuçlanabilir.
 

Depresyon

Depresyon, toplumda en yaygın olarak görülen ruhsal bir hastalığın genel adıdır. Majör depresif bozukluk, majör depresyon veya klinik depresyon olarak sınıflandırılan bu rahatsızlık kişinin sosyal işlevlerini ve günlük yaşama dair etkinliklerini bozacak dereceye ulaşmış üzüntü, melankoli durumu olarak tanımlanır. Kişinin ilişki ve etkinliklerini etkilemeyen üzgün olma durumu ve kişinin moralinin bozukluğu çoğu zaman depresyon olarak görülür. Klinik depresyon tıbbi bir tanıdır ve günlük kullanımdaki depresif olma durumundan çok daha farklıdır. Depresif kişi kendisini yorgun, üzgün, halsiz, sinirli ve motivasyonsuz hissedebilir. Klinik depresyon, normal üzüntü hissinden daha yoğun, sürekli ve kişinin günlük işlerini etkileyecek düzeydeki çökmüş bir duygusal durumu ifade eder. Depresyon tanısı için belirtilerin en az 2 hafta bulunması şartı aranır. Tanının konabilmesi için elirtilerden depresif olma, hayattan zevk alma kaybı ve genel ilgi kaybı kişide bulunması zorunludur. Diğer belirtilerden de en az beş tanesi bulunmalıdır.
 

Demans

Yaygın olarak yaşlılarda görülen düşünce bozukluğu için kullanılan terimdir. Halk arasında bunama olarak geçen Demans, ilerleyen bir fiziksel bozukluk olurak kişide yaşından beklenen beyin performansını gösterememesi olarak tanımlanır. Yaşlılık sonucu olumsuz etkilenen beyin bölgeleri hafıza, dikkat, dil ve problem çözme alanlarıdır. Durumun ileri aşamalarında kişi zaman, yer ve kişi hakimiyetini kaybeder. Artık hangi gün, hangi ay, hangi yıl olduğunu hatırlamaz, nerede olduğunu bilmez ve çevresindekileri, hatta yakınlarını tanıyamaz olur. Demans’ın bir tedavisi yoktur. Yaşlılığın doğal getirilerindendir.
 

Disleksi (Okuma Güçlüğü)

Disleksi günümüzde en sık rastlanan öğrenme bozukluklarından biridir. Zeka geriliği veya başka bir rahatsızlıkla hiçbir ilgisi olmadığı belirlenmiştir. Disleksi’nin gerçek nedenleri hafıza ve dil ile ilgilidir. Disleksi olan kişiler her şeyi unutur ve dil ile ilgili derslerde sıkıntı çektikleri bilinmektedir. Disleksi sahibi insanların bir kısmının üstün zekalı, dahi insanlar olduğu bilinmektedir. Albert Einstein, Walt Disney, Leonardo Da Vinci gibi alanında başarılı isimler Disleksi hastaları arasında yer alır.
 

Diyabet

Diyabet, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kan glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolizma ile ilgili bir bozukluk olarak tanımlanır. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. İnsülin üretiminin azalması yüzünden gerçekleşen diyabet Tip 1, insülinin etkisine karşı direnç gelişmesiyle ortaya çıkan diyabet Tip 2 olarak adlandırılır. Her iki durum da sonuçta kan şekerinin yükselmesine neden olur. İlaç ve insülin tedavileri yapılarak kan şekeri dengelenmeye çalışılır.
 

Dizanteri

Dizanteri virütik ve bulaşıcı bir kalınbağırsak hastalığıdır. Sık ve kanlı ishal, genellikle şiddetli karın ağrısı, gerekmediği halde dışkılama isteği duyma gibi belirtileri vardır. Az gelişmiş ülkelerde görülen ve salgın ile yayılma riski bulunan Dizanteri antibiyotik temelli ilaçlarla tedavi edilebilir.
 

Endometriozis

Endometriozis rahim içine ait endometriyal olarak adlandırılan hücrelerin rahim dışındaki varlığına verilen isimdir. Bu hastalık iyi huylu, fakat henüz tam tedavisi bulunmamış hastalıktır. Endometriozis vücutta ortaya çıktığı bölge % 80 oranında yumurtalık bölgesi olduğu belirlenmiştir. Fakat sözkonusu doku (endometrium) karın içindeki organlarda bulunabildiği gibi karın dışında da bu hastalık görülebilir. Endometriyozis hastalığının kadınlarda görülme oranı % 2 ile % 5 arasındadır.
 

Epilepsi

Halk dilinde ‘Sara’ olarak da bilinen Epilepsi, beyin içinde bulunan sinir hücrelerinde olağan dışı bir elektro-kimyasal reaksiyon sonucu ortaya çıkan nörolojik bozukluk olarak tanımlanır. Beynin çalışması ile ilgili elektriğin aşırı ve kontrolsüz yayılımı sonucu oluşur. Sıklıkla geçici bilinç kaybına neden olur. Epilepsi nöbetleri farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bazı nöbetlerden önce korku hissi gibi olağandışı algılamalar ortaya çıkarken, bazı nöbetlerde kişi yere düşebilir ve ağzından salyalar saçabilir. Tedavisi için Epilepsi krizine sebep olan asıl etken tespit edilmelidir.
 

Fıtık

Fıtık genel olarak anatomik bir bozukluktur ve fıtık olan bölgede yer alan yapının bozulmasıyla doku veya organların normal yerinden başka bir alana yer değiştirmesi olarak tanımlanır. Fıtık pek çok farklı bölgede görülebilir. Boyun fıtığı, bel fıtığı, mide fıtığı, göbek fıtığı, kasık fıtıkları, ameliyat yeri fıtıkları gibi birçok farklı tür vardır. Tedavi yöntemleri arasında en yaygını kültürfizik gibi fazla zorlayıcı olmayan yavaş hareketler ve yüzme gibi spor faaliyetleridir. Bu faaliyetler ile amaçlanan fıtık olan bölgeyi destekleyen kasların kuvvetlenmesini sağlamaktır.
 

Fibromiyalji

Fibromiyalji özellikle sırt, boyun, omuzlar ve kalçalarda belirgin olmak üzere yaygın kas/eklem ağrısı, yorgunluk, sabah tutukluğu olarak tanımlanır. Kronik bir kas iskelet sistemi hastalığı olarak bilinir ve her yaşta ve cinsiyette insanda görülebilir. En sık görüldüğü yaş grubu 30-60 yaş aralığıdır. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görüldüğü bilinir. Fibromiyalji'nin nedeni kesin olarak bilinmekle beraber; stres, kaygı, depresyon, dinlendirmeyen uyku, bazı romatizmal ve hormonal hastalıklarla ilişkili olabileceği düşünülür.

 

Gastrit

Gastrit yaygın bir sinirim sistemi hastalığı olarak tanımlanır. Alkol, tütün, kimyasal maddeler ve benzeri tahriş edici ürünlerden, bakteri ve virüs kökenli enfeksiyonlardan, alerjilerden kaynaklanabilir. Gastritin kronik olmayan türünün başlıca belirtileri arasında yemeklerden sonra midede rahatsızlık duygusu, bulantı, kusma, ekşime, iştah yitimi, mide ağrıları sayılabilir. Genellikle gastrite sebep olan maddenin belirlenip besin alışkanlıklarından çıkarılması ile kendiliğinden iyileşme eğilimine sahiptir.

 

Gırtlak Kanseri

Gırtlak kanserleri tüm kanserlerin yaklaşık % 3'ünü oluşturur. Çoğu baş-boyun kanserlerinde olduğu gibi en önemli nedeni sigara olarak bilinmektedir. Erkeklerde ve 50 yaş üzerinde daha sık görülür. Günümüzde sigara ve alkol kullanımındaki artış nedeniyle kadınlarda da görülme riski artmaya başlamıştır. Diğer kanser tipleriyle benzer yöntemler kullanılarak tedavi edilmektedir.
 

Grip

Grip yani influenza veya enflüanza, viral ve oldukça yaygın görülen bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen vücut direncini düşüren kronik hastalığı olan kişilerde ve yaşlılarda pnömoni (zatürre), meningoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara yol açabilir. Grip virüsü sürekli değişim halindedir. Bundan dolayı vücudun bir grip türüne karşı kazandığı bağışıklık ertesi yıl ortaya çıkan yeni bir salgına karşı genelde etkisiz olur.
 

Gut

Damla hastalığı olarak da bilinen Gut, metabolizma ile alakalı bir eklem hastalığıdır. Damarda protein metabolizmasının son ürünlerinden biri olan ürik asit artışı hastalığın karakteristik özelliğidir. Artan ürik asit özellikle eklemlerde birikerek ağrı ve iltihaba yol açar. En ağrılı romatizmal hastalık olarak bilinir.
 

Glokom

Halk arasında göz tansiyonu ya da karasu ismiyle bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilir. Glokomda, göz içindeki sıvı basıncı, görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar verecek düzeyde yüksektir. Glokom tüm dünyada en sık kalıcı görme kaybı nedenidir. Kırk yaşın üzerinde yaklaşık olarak her 40 kişiden 1'inde görülür ve hastalığın ortaya çıktığı 20 kişiden 1'inde her iki gözde kalıcı görme kaybına, yani total körlüğe neden olur. Bu hastalık iki türlü gerçekleşir: kalıcı glokom ve süreksiz glokom. Kalıcı glokom ömür boyu devam eder ama süreksiz glokom yorgun anlarda belirmeye başlar. Glokom hastalığının tanısı konulduktan sonra amaç göz tansiyonunu düşürerek göz sinirinin hasarını durdurmak ve görme kaybının ilerlemesini engellemektir.
 

Guatr

Guatr tiroit bezinin normal dışı olarak büyümesi olarak tanımlanan bir hormonal hastalıktır. En yaygın görülen biçim basit guatrdır. Zehirli Guatr ve Zehirli Olmayan Guatr gibi tipleri olan hastalık daha çok Afrika, Nikaragua, Rusya'nın Güneydoğu kısmı ve Türkiye'nin Güneydoğusu ile Küba, Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkelerde görülür. Günümüzde erken teşhis ile kolayca tedavi edilen bir rahatsızlıktır.
 

Hemoroit

Halk arasında Basur veya Mayasıl olarak adlandıran Hemoroit; anal kanalı kaplayan veya makatın dış kısmında bulunan mukoza zarı altındaki damar ağlarının şişmesi ile oluşan yumrulara verilen addır. Bir varis çeşidi yani damar hastalığı olan Hemoroit, anal kanal içinde topaklanan veya makattan dışarıya sarkan atardamar, toplardamar ve bağ dokusu yumrularıdır. Anal enfeksiyonlar veya karın bölgesinde oluşan basınç (hamilelik, ıkınma, ağır kaldırma vs.) nedeniyle oluşabilirler. Hafif hemoroit rahatsızlıkları fitil, gevşetici (laksatif) ve banyo ile tedavi edilebilir. Eğer hastalık hafif değilse ve büyük yumrular oluştuysa cerrahi müdahale gerekebilir.
 

Hepatit

Hepatit, karaciğer hücrelerinde oluşan inflamasyonun (bozulma) tıbbi tanımıdır. Karaciğerdeki inflamasyon zamanla kendini sınırlayabilir ya da fibrozis ve siroza ilerleyebilir. Hepatit sınırlı belirtiyle ya da hiçbir belirti olmaksızın ortaya çıkabilir ama çoğu zaman sarılık, anoreksi (iştahsızlık) ve halsizlik gibi semptomlara neden olabilir. Altı aydan daha kısa sürerse akut; daha uzun sürerse kronik hepatit olarak isimlendirilir. Hepatit dünya genelinde en fazla hepatit virüsleri denilen bir grup virüs tarafından oluşturulur ama aynı zamanda toksinler (özellikle alkol, belirli ilaçlar, bazı endüstriyel organik çözücüler ve bitkiler), diğer enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemin etkileyen hastalıklar nedeniyle de meydana gelebilir. Birçok farklı çeşidi bulunan Hepatit halk arasında Sarılık olarak bilinir.
 

Herpes

Sinir hücrelerine yerleşen Herpes virüsünün yol açtığı ve birçok insanda görülen hafif bir rahatsızlıktır. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda etkin hale geçer. Aynı zamanda uçuk virüsü olarak da bilinen Herpes bulaşıcıdır. İlaçla tedavi edilmesi mümkündür. İnsanların %80 inin hayatlarında en az bir kez uçuk geçirdiği araştırmalarla görülmüştür. Türkiye'de de her yıl 8 milyon kişinin uçuk geçirdiği tahmin edilmektedir.

 

Hipertansiyon

Yüksek tansiyon ya da hipertansiyon, aşırı kan basıncı değerlerinin sebep olduğu bir hastalıktır. Normal kan basıncı değerleri bireyden bireye değişkenlik göstermekle beraber, sırasıyla sistolik (kalp atışı için kalp kasıldığı sıradaki basınç) için en çok 130 mm Hg, diastolik (kalp gevşediği sıradaki basınç) için ise en çok 85 mm Hg olmalıdır. Bu değerler normal kan basıncı değerleri olarak kabul edilir. Normal değerler ise sistolik kan basıncı için 130-139 mm Hg, diastolik kan basıncı için ise 85-89 mm Hg’dır. Hipertansiyon sınırı ise sistolik kan basıncı için 140 mm Hg, diastolik kan basıncı için ise 90 mm Hg dır. Hipertansiyon için en yaygın kullanılan tedavi yöntemi ilaç tedavisidir ama hastalarının beslenme alışkanlıkları da değiştirilerek hastalığın kontrolü sağlanabilir.
 

İdrar Kaçırma

İdrarın aniden ve istemsiz olarak idrar yolundan dışarı çıkması İdrar Kaçırma olarak ifade edilmektedir. Özellikle yaşlılarda sık görülen idrar kaçırma problemlerinin temelinde mesane problemleri yatmaktadır. Mesane; böbreklerden gelen idrarın içinde biriktiği ve boşaltıma gönderildiği organdır. Göbek altındaki kasların arkasında, erkeklerde bağırsakların önünde kadınlarda rahmin altında yer almaktadır. İdrar kaçırmanın birçok nedeni olabilir. Mesane enfeksiyonları (kadınlarda sistit, mesane iltihabı), vajina enfeksiyonları, mesane taşları, tümörler, zorlu doğumlar, menopoz sonrası hormonal değişiklikler, karın bölgesine uygulanan şua tedavisi, sinirsel hastalıklar ve özellikle erkeklerde görülen prostat büyümesi gibi nedenlerle oluşan mesane çıkışı tıkanıklıkları idrar kaçırma nedeni olarak sayılabilir. İdrar Kaçırma nedenleri her kişide farklılık gösterdiğinden tedavi süreci de kişiden kişiye farklılık gösterir. Öncelikle bu şikayetin nedeni doğru şekilde belirlenmeli, bu nedene uygun yöntemler kişinin ihtiyaçlarına göre uygulanmalıdır.

Felç (İnme)

Felç (paralizi/pleji) sinirlerin ya da kasların bozukluğundan ileri gelen hareketsizlik ya da hareket azalmasına verilen genel isimdir, iskemik beyin-damar hastalığı olarak da tanımlanabilir. Halk arasında daha çok inme adıyla bilinen Felç, kısmi ya da genel olarak gerçekleşebilir. Genel felçte hasta, vücudunun bir yarısını ya da tamamının kontrolünü yitirmektedir ve tam bir bilinçsizlik hali de söz konusu olabilmektedir. Kısmi felçte ise vücudun sadece belli bir bölümü hastalıktan etkilenmekte, vücudun diğer fonksiyonları yerine getirilebilmektedir. Felç hastalığının seyri her hastada farklı olmakla beraber bir süre bilinçsiz ve hareketsiz kaldıktan sonra yavaş yavaş iyileşen vakalar da görülebilmektedir. Günümüzde uygulanan pek çok farklı tedavi tekniğiyle hastalığın kısmen ve tamamen iyileşmesi mümkün olabilmektedir.

İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS)

İrritabl Bağırsak Sendromu; fonsiyonel bir bağırsak hastalığıdır. Tüm dünyada en sık görülen gastrointestinal rahatsızlıklardan biri olarak dünya nüfusunun %20’sinde görülmektedir ancak nedenleri ve tedavisi tam olarak bilinmemektedir. Semptomları ve nedenleri kişiden kişiye değişiklik gösteren bu hastalığın başlıca sebebinin modern hayatta maruz kalınan yoğun stres olduğu düşünülmektedir. Hastalığın başlıca belirtisi ise dışkılama ile hafifleyen karın ağrısıdır. Bunun yanı sıra ishal, kabız, dışkı yapısında ve miktarında değişiklik, ani sebepsiz karın ağrısı da hastalığın belirtileri arasındadır. Hastalığın tedavisinde en önemli adım, stresten uzak durulmasıdır. Bunun yanı sıra beslenmenin düzenlenmesi ve çeşitli ilaç tedavileri de hastalığı hafifletmektedir.

Kalp Krizi

Kalp krizi, kalp enfarktüsü ya da akut miokard enfarktüsü; kalbi besleyen damarlardaki kan akışının çeşitli nedenlerle ani olarak azalmasına ya da kesilmesine bağlı olarak gelişen bir hastalıktır. Kalp krizi sonucu, krizi neden olan damarın beslediği kalp kasında çeşitli derecede hücre ölümü gerçekleşmektedir. Genelde fiziksel aktivite sırasında ortaya çıkan ve dinlenme ile geçen göğüs ağrıları (anjina) ilk uyarılarılarındandır. Eforlu EKG ile kalp damarlarının fonksiyonelliği önceden değerlendirilebilir. Ancak önceden ağrı olmadan da kalp krizleri sık görülmektedir zira kalp krizi kalp damarlarının ani bir şekilde tıkanmasıyla da ortaya çıkabilmektedir. Kalp krizi acil bir durumdur, hastaneye yatmayı ve yoğun bakım tedavisi görmeyi gerektirir. 

Katarakt

Katarakt; göz içindeki lensin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması ya da göz merceğinin yoğunlaşması olarak da tanımlanan bir hastalıktır. Göz, dışarıdan gelen ışık ve görüntüleri görme merkezine net olarak ulaştırabilmek için ışığın önce gözün en dış saydam tabakası olan korneadan sonra da gözün içindeki lens tabakasından geçmesini sağlar. Normal şartlarda bu iki tabaka da saydam yapıdadır. Ancak katarak oluşumu bu saydamlığı azaltarak görüntülerin görme merkezine doğru bir şekilde aktarılmasına engel olur. Göz merceğinin yoğunlaşması görüntüyü bulanıklaştırır. Günümüzde en sık görülen göz hastalıklarından biri olan katarakt, basit bir cerrahi müdahale ile tedavi edilebilmektedir. 

Keratokonüs

Keratokonüs, bilinmeyen bir nedenle gözün kornea saydam tabakasının incelmesi ve yer çekiminin etkisiyle gözde kubbe görünümünde bir şişkinlik oluşmasıdır. Yüksek miyop ve astigmata neden olan bu göz hastalığı, 2010 yılı verilerine göre 3.5 milyon insanda bulunmaktadır. Keratokonüs hastalarında bu rahatsızlık genellikle 18 ile 20 yaş döneminde teşhis edilir. Hastalığın ilerleme dönemi 20-30’lu yaşlar arasında gerçekleşir. 

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi; kene yoluyla bulaşan, zoonotik yani hayvanlardan bulaşan enfeksiyona yol açan viral bir hastalıktır. İştahsızlık, baş ağrısı, yüksek ateş, yaygın kas ağrıları, mide ağrısı, kusma ve bazen de ishal gibi bulgularla seyreder.Hastalığın tedavisinde esas olarak destekleyici tedavi uygulanır. Bu tedavinin amacı hastalığı atlatana kadar bozulan fizyolojik dengeyi korumak ve hastanın ihtiyacı olan koruma desteğini sağlamaktır. Sıvı ve elektrolit dengesinin korunması, pıhtılaşma bozukluğu gözlemlenen hastalara taze kan ve pıhtılaşma faktörü verilmesi, ağızdan beslenemeyen hastaların uygun yöntemlerle beslenmelerinin sağlanması, yüksek olan ateşin kontrol altına alınması ve şikayetlerin giderilmesi için gereken tedavilerin yapılması tedavi yöntemleri arasında sayılabilir. Bu hastalıktan korunmak genel olarak hastalığa neden olan virüsü taşıyan kenelerden uzak durmak ile mümkündür. Kene yönünden şüpheli ve tehlikeli olan bölgelerde bulunulmamalı ya da bu bölgelerde vücudun tamamen korunması sağlanmalıdır. 

KOAH

KOAH; “Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı” kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Uzun süreli olarak bronşlarda tıkanmaya neden olan bir hastalık olarak ifade edilmektedir ve halk arasında daha çok kronik bronşit ya da müzmin bronşit gibi adlarla bilinmektedir. Hastalık; akciğerlerdeki hava yollarının çeşitli sebeplerle daralmasına bağlı olarak soluk alıp verme sırasında hava akımının kısıtlanmasına sebep olur. Hafif, orta, ağır ve çok ağır olarak seyreden hastalığın belirtileri öncelikle öksürük, balgam çıkarma, kan tükürme ve soluk darlığıdır. Hastalığın tedavisinin temelini sigara kullanımının bırakılması ve ilaç tedavisi oluşturur. Düzenli doktor kontrolü ve hastalığın seyrine göre değişiklik gösteren tedavi yöntemlerinin uygulanması önemlidir.

Mantar Hastalığı

Mantarlar; ciltte ve tırnakların altında çoğalan ve ancak mikroskop ile görülebilecek küçük organizmalardır. Mantarların çok farklı çeşitleri bulunmaktadır. Mantar hastalığı, farklı türlerdeki bu mantarların sebep olduğu çeşitli cilt ve tırnak rahatsızlıkları olarak kendini gösterir. Hastalığa sebep olan mantarlar, dış etkilere karşı dirençli mikro organizmalardır ve her türlü kötü koşul altında hayatlarını sürdürebilirler. Mantarların iyileşme süreci bazı durumlarda uzun olmakla beraber mantar karşıtı çeşitli ilaçlar ile tedavi edilebilmektedir.

Miyopati

Miyopati; enfeksiyon, kalıtsal hastalıklar, elektrolit düzeyi ile ilgili hastalıklar ve tiroid hastalıkları gibi farklı nedenlerle kasın yapı ve fonksiyonunun bozulmasıdır. Miyopatilerin bazılarında kişinin kendi bağışıklık sistemi, kas hasarı ve güçsüzlüğe neden olabilmektedir. Miyopati, hastaların özellikle boyun, omuz ve kalça çevresindeki büyük kaslarında kuvvetsizlik oluşturur. Bu durum birtakım basit günlük hareketleri yapmakta bile zorluk yaşanmasına neden olur. Bazı hastalarda yutma güçlüğü, gıdaların soluk borusuna kaçması (aspirasyon) görülebilir. Solunum güçlüğü ve öksürük diğer belirtileri olarak sayılabilir. Miyopati tedavisi hastalığın türüne bağlı olarak kişiden kişiye değişebilir ancak egzersiz tedavi sürecinin önemli bir bölümüdür. Bu süreçte hastaların dengeli beslenerek vücut ağırlığını koruması da önemlidir. Ayrıca solunum güçlüğü yaşayan hastalar için solunum desteği sağlayan cihazlar kullanılması söz konusu olabilir. 

Meme Kanseri

Meme Kanseri, memenin süt bezlerinde ve üretilen sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücreler arasında, çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümör oluşumlarıdır. Özellikle kadınlarda görülen bu kanser türüne, Türkiye’de her sekiz kadından birinde rastlanmaktadır. Diğer tüm kanser hastalıklarında olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis hastalıktan kurtulmak adına büyük önem taşır. Memede ya da koltukaltında ele gelen kitle, memebaşında akıntı, memede şişlik, sertleşme, şekil bozukluğu, renk değişiklik vb gibi belirtilerle kendini gösteren hastalığın elle muayene ve mamografi ile teşhis edilmesi mümkündür. Meme Kanseri, hastalığın seviyesine ve seyrine göre cerrahi müdahale ya da radyoterapi gibi uygulamalarla tedavi edilebilmektedir.

Menenjit

Menenjit, beyin zarının iltihaplanması ile oluşan bir merkezi sinir sistemi hastalığıdır. Menenjit mikrobu solunum ya da eller yoluyla alınabilir. Kanla gelen mikroplar da özellikle küçük çocuklarda menenjit yaptığı bilinir. Hastalığa yakalananların %95'i beş yaş altındaki çocuklardır. Kalabalık ortamlarda bulunan çocuk ve erişkinler daha fazla risk taşırlar. Ateş, şiddetli başağrısı,halsizlik, iştahsızlık, ensede ağrı veya ense sertliği, bilinç bulanıklığı, uyku hali, kusma, parlak ışığa bakamama, ciltte basmakla solmayan lekeler, havale geçirme menenjitin belirtileridir. Menenjit, birkaç gün süren bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya bağırsak enfeksiyonu gibi de başlayabilir. Bakteriyel ve virütik olmak üzere iki tipi bulunan menenjitte günümüzde aşı ile korunmak mümkündür. Ayrıca antibiyotiklerle çeşitli tedaviler de uygulanabilmektedir. 

Menopoz

Menopoz; kadınlarda adet kanamalarının (menstrüasyon) ve üremenin doğal yolla sona ermesi durumudur. Bir sene boyunca adet görülmemesi menopoz olarak kabul edilmektedir. Menopoza bağlı olarak yumurtalıklar, kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteronun üretimi yavaşlar ve zamanla tamamen durur. Bazı kadınlar adet kanamalarının durması dışında herhangi bir farklılık yaşamazken bazı kadınlarda üretimi azalan hormonlara bağlı olarak sıcak basması, terleme vb gibi fiziksel değişikliklere neden olabilir. Bu dönemde sinirlilik, uykusuzluk, depresyon gibi etkiler de gözlemlenebilir. Menopoz genellikle 50’li yaşlarda kendini göstermekle birlikte erken ve geç menopoz görülme durumları da sıklıkla yaşanabilmektedir. Menopoz bir hastalık değil, kadının birtakım hormonal değişiklikler yaşaması sonucu üretkenliğini (yumurtlama yeteneğini) kaybetmesi durumudur. Menopozun kesin tanısı yapılan bazı tahliller ile konulabilmektedir.

Mide Kanseri

Mide Kanseri; sindirim sistemi organlarından biri olan midenin herhangi bir parçasında gelişebilen bir kanser türüdür. Başta yemek borusu ve ince bağırsak olmak üzere başka organlara da metastaz yaptığı sıklıkla görülür. Midenin mukoza zarında gelişen kötü huylu tümörlerin neden olduğu bu kanser türünün oluşmasında beslenme alışkanlıkları önemli bir rol oynar. Gereğinden çok tuz tüketimi, sebze ve meyve alımının yetersizliği, çiğ, yeterince pişmemiş ya da yanık et tüketmek başlıca nedenleridir. Sigara içenlerin bu hastalığa yakalanma riski içmeyenlere oranla 6 kat daha yüksektir. Hastalığın belirtileri midede elle hissedilen kitle, mide ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık, kilo kaybı olarak sıralanabilir ancak hastalığın en etkin teşhisi ucunda kamera olan bir hortum ile mide içine girilerek görüntülenmesini sağlayan endoskopi yöntemi ile yapılmaktadır. Mide Kanseri tedavisi ameliyat ile yapılmaktadır. Sonrasında hastalığın seyrine ve şiddetine göre ışın ve ilaç tedavisi uygulanabilir.

Migren

Migren, genellikle şiddetli ve tekrarlanan baş ağrısı olarak tanımlanabilir. Migrene bulantı, kusma, görme bozuklukları ve nadir olarak geçici felç ve konuşma kaybı gibi şikayetler de eşlik edebilir. Aynı zamanda hastalar atak sırasında ışığa, sese ya da bazı kokulara duyarlılık gösterebilir. Migrenin nedenleri oldukça çeşitli ve değişken olmakla berber vakaların yarısının kalıtımsal olduğu görülmüştür. Migren hastalarında, beynin, bazı görsel veya işitsel uyarıcılara verilen elektriksel tepkileri bastırmakta zorlandığı, bu nedenle hastanın hiper heyecanlı nörofizyolojik tepkilere sahip olduğu düşünülür. Klasik ve yaygın migren olarak adlandırılan iki türü vardır. Klasik migrende hasta baş ağrısı atağının geleceğini çeşitli belirtilerle önceden hissederken yaygın migrende önceden hissedilen bir belirti olmaz. Migren farklı şekillerde tedavi edilebilir. Buna göre beslenmeye ve uyku düzenine dikkat edilmesi, stresten uzak durulması, doktor kontrolünde çeşitli ilaçlar kullanılması söz konusu olabilir.

Miyom

Miyom, genellikle rahmin kendi dokusundan kaynaklanan iyi huylu tümörlere verilen addır. Miyomlar kadın hastalıklarından en sık rastalanlardan biri olarak rahim ağzında ve gövdesinde gelişebilmektedir. Miyomların %50’si hiçbir belirti göstermezken en sık rastalanan belirtisi adet süresinin uzaması ve artmasıdır. Bunun yanı sıra kasık ağrıları, ilişki sırasında ağrı, adet sırasında ağrı ve devamlı bel ve ön bölge ağrısı gibi şikayetlere de yol açabilir. Ayrıca idrar torbasına yapılan baskı nedeniyle sık idrara çıkma da görülebilir. Miyom ameliyat ile alınabilmektedir ancak herhangi bir şikayet olmadığı durumda miyomu almak zorunlu değildir. 

Multipl Skleroz (MS)

Multipl Skleroz (MS); beyin ve omuriliğin (merkezi sinir sistemi) bir hastalığıdır. Merkezi sinir sistemi; sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesajlar göndererek bilinçli ve bilinçsiz tüm hareketlerimizin kontrol edilmesini sağlar. MS, bu mesajların doğru şekilde iletilmesine engel olarak beynin görme, konuşma, yürüme gibi birçok fonksiyonu üzerinde kontrol kabiliyetini bozar. Hastalığın adındaki Multipl (çoklu) kelimesi birden fazla vücut fonksiyonun etkilenmesinden, Skleroz kelimesi ise bu hastalık nedeniyle beyin ve omuriliğin hasarlı bölümlerinde sklerozan plaklar yani sertleşmiş dokular oluşmasından gelmektedir. MS’in nedenleri bilinmemektedir ve henüz tamamen tedavi edilebilir ya da önlenebilir bir hastalık değildir. Belirtileri çok çeşitlidir, sinir sisteminin etkilenen bölgesine göre ve kişiden kişiye değişmektedir. MS belirtileri diğer sinir sistemi hastalıklarından farklı olarak herhangi bir uyarı olmaksızın ortaya çıkabilir ve kendiliğinden iyileşmeler gösterebilir. Çok az hastada ilerleyici ve ciddi komplikasyonlarla karşılaşılır.

Obezite

Obezite; vücutta sağlığı tehlikeye sokacak kadar fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Çağımızın en yaygın hastalıklarından biri olan Obezite aşırı beslenme sonucu kilo alma durumu olarak da tanımlanabilir. Kişiye obezite teşhisi konulabilmesi için vücudundaki yağ miktarını ve dağılımını tespit etmek gerekir. Bunun için bugün en yaygın kullanılan yöntem "Beden Kitle İndeksi' nin hesaplanmasıdır. Beden kitle indeksi; kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır. Obezite oluşumu kalıtımsal, davranışsal, sosyal, kültürel ve çevresel nedenlerle olabileceği gibi sağlıkla ilgili bedensel, ruhsal ve ekonomik sorunlar da obeziteye neden gösterilebilir. Başta kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, solunum rahatsızlıkları, eklem rahatsızlıkları ve bazı kansertürlerine de yol açabilen obezite mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Obeziteyi tedavi edebilmek için çok yönlü bir yaklaşım gereklidir. Amaç kısa sürede fazla kilo vermek değil uzun vadede yavaş ama sağlıklı bir şekilde zayıflayarak ulaşılan kiloyu muhafaza etmektir. Bunun için de gerekli olan yerleşmiş beslenme alışkanlıklarını değiştirerek yeni bir yaşam tarzına uyum sağlamaktır. Yapılması gereken öncelikle yağ ve kalori miktarı düşük sağlıklı bir beslenme programına başlamaktır. ve aynı zamanda egzersizle bunu tamamlamaktır.

Orta Kulak İltihabı

Orta kulak iltihabı; kulak zarından sonra gelen orta kulak bölümünde bakteriler nedeniyle sıvı toplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Akut ve kronik orta kulak iltihabı olmak üzere ikiye ayrılır. Akut iltihap; soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonu gibi rahatsızlıklardan sonra östaki borusunun şişip kapanması sonucu bakterilerin orta kulakta birikip çoğalmasıyla meydana gelir. Kronik iltihap ise; uzun süren ve zaman zaman tekrarlayan bir rahatsızlıktır. Altı ayda 3 defadan fazla orta kulak iltihabı geçirilmesi hastalığın kronikleştiğini göstermektedir ve sinüzit, geniz eti, yarık damak gibi diğer hastalıkların olduğunu düşündüren bir durumdur. Çocuklarda çok sık karşılaşılan bir hastalık olan ve iltihabın tipine göre farklı bulguları saptanan orta kulak iltihabının en önemli belirtisi ağrıdır. Ayrıca kulak akıntısı, baş ağrısı, ateş ve iştahsızlık gibi belirtiler de görülebilir. Orta kulak iltihabı, 10–14 gün süreyle kullanılan antibiyotiklerle ve östaki tüpünün fonksiyonunu düzeltecek ilaçlarla tedavi edilebilir.

Osteoporoz

Osteoporoz ya da daha çok bilinen adıyla kemik erimesi,kemik miktarında azalma ve kalitesindeki bozulma nedeniyle ve kemiklerin zayıflaması ve kırılmaya çok yatkın bir hale gelmesiyle oluşan bir hastalıktır. İnsan vücudundaki tüm kemikleri (iskeleti) etkilemektedir. Osteoporoz dünyada en yaygın görülen iskelet sistemi hastalığıdır. En çok omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde görülse de vücuttaki bütün kemikler bu durumdan etkilenir. Hastaların %80'inin kadın olduğu bilinmektedir. Daha çok yaşlılarda görülen bu hastalığın kesin tedavisi yoktur. Bel ve sırt ağrısı, boyda kısalma, omurgada kırık, sırtta kamburlaşma, omuzlarda yuvarlaklaşma, el bileği, kalça ve kaburga kırıkları gibi belirtiler gözlenebilir. Osteoporoz tedavisinde erken tanı çok önemlidir. Günlük aktivitelerin maksimuma çıkarılarak yaşam kalitesinin arttırılması, düşmelerin önlenmesi, kemik mineral yoğunluğunun korunması ve arttırılmasının yanı sıra hastalığın seyrine uygun verilen ilaçlar da tedavide etkilidir.

Otizm

Otizm, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan karmaşık bir gelişimsel bozukluktur. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Günümüzde otizme neyin ya da nelerin yol açtığı tam olarak bilinmemekle beraber kalıtım yoluyla geçtiği ve çevresel faktörlerle tetiklenerek ortaya çıktığı tahmin edilmektedir. En yaygın rastlanan nörolojik bozukluk olan otizmin görülme sıklığı 88’de 1 olarak belirtilmektedir. Otizm genel olarak sosyal ilişkilerde güçlük, iletişim zorlukları, ilgi ve davranış takıntıları olarak kendini gösterir. Otizmli çocuklara erken yaşta tanı konması büyük önem taşır. Çünkü otizmli bir çocuk özel eğitim almaya ne kadar erken başlarsa, o kadar hızlı ilerleyebilir. Otizmli çocuklara haftada en az 20 saat, tercihen 35-40 saat süreyle ve otizmli çocuklar için özel olarak hazırlanmış eğitim programlarıyla özel eğitim verilmesi gerekir. Özel eğitime destek olarak verilen terapilerin en önemlileri dil-konuşma terapisi ve uğraşı terapisidir. Bunların yanında otistik çocuklara uygulanan psikolojik, alternatif ve destekleyici tedavi yöntemleri, terapi ve eğitimler de söz konusudur.

Panik Atak

Panik Atak; endişe, korku, sıkıntı duygularını içinde bulunduran, herhangi bir yerde ve zamanda nöbetler şeklinde ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Depresyon, sinirsel bozukluklar gibi çeşitli psikolojik sorunlarla birlikte ya da bazı troid bezi sorunları, kan şekeri dengesizliği, kansızlık vb gibi hastalıklar sırasında görülebilmekle beraber çoğunlukla nedensiz bir şekilde ortaya çıkar. Panik Atak, uzman doktor rehberliğinde ilaç ve terapi ile tedavi edilebilir.

Parkinson

Parkinson hastalığı, beyinde dopamin salgılayan hücrelerin hasarı sonucu oluşan bir sinir sistemi hastalığıdır. Genellikle yaşlılarda görülür. Adını hastalığı ilk defa 1817'de titremeli felç olarak tarif eden James Parkinson'dan almıştır. Hastalığın temel belirtileri titreme, kaslarda sertlik ve hareketlerin yavaşlamasıdır. Parkinson hastalığına tanı koymak için özel bir yöntem yoktur. Laboratuvar ya da röntgen tetkikleri sonucu da anlaşılması mümkün değildir. Fakat uzman bir nöroloğun hastadan ve hastanın yakınlarından aldığı bilgiler ve ayrıca yaptığı muayene sonucu tanı koyabilir. Hastalığın tedavisi hastayı aktif, bağımsız, kendi başına işini yapabilen hale getirmek amacıyla yapılmaktadır zira tedavi sonucu hastanın tamamen düzelmesi söz konusu değildir. Parkinson hastalığında kullanılan sınırlı sayıda ilaç çeşidi bulunmaktadır ancak ilaç tedavisiyle kas sertliği, titreme, hareketlerdeki yavaşlığın düzelme ihtimali yüksektir. Tamamen düzelmese de azalması söz konusu olacaktır. Bunun yanında konuşma bozukluğu, donuk yüz ifadesi, yazma bozukluğu, terleme gibi sorunlar da düzelebilir. İleri aşamalarda cerrahi müdahale de yapılabilmektedir.

Premenstrüel Sendrom (PMS)

Premenstrüel Sendrom (PMS) yani adet öncesi gerginlik; kadınlarda adet kanaması öncesi dönemde başlayan ruhsal veya fiziksel bazı belirtileri ifade eden bir terimdir. Bu belirtiler genellikle adet kanamasının başlamasına bir hafta kala ortaya çıkar ve adet görülmesiyle birlikte birkaç günde kaybolur. PMS, ergenlik çağından önce ve menopoz çağında çok ender görülür ve bir üreme çağı sorunudur. Sıklıkla 30-45 yaş arası kadınlarda gözlenir. PMS'nin nedeni tam olarak belli olmamakla beraber mineral yetersizliği (magnezyum, çinko) vitamin yetersizliği (A, B vitaminleri) hormonal dengesizlik (progesteron hormonu yetersizliği) vücutta aşırı sıvı tutulumu ve vücuttaki kimyasal maddelerin dengesizliği gibi nedenlerle ortaya çıktığı düşünülmektedir. PSM’nin ruhsal, fiziksel pekçok belirtisi bulunmaktadır. Çeşitli ilaçlar ile tedavisi mümkündür. 

Prostat Kanseri

Prostat Kanseri; prostatı oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde, gerekmediği halde çoğalmasıdır. Prostat bezi, idrar kesesinin altında yer alan ve dış idrar kanalını çevreleyen kestane büyüklüğünde bir organdır. Prostat sadece erkeklerde bulunan ikincil seks organıdır. Meninin sıvı kısmını üretir. Bu sıvının içinde spermlerin canlılığı için gerekli maddeler yer alır. Kadınlarda bulunan skene bezi, erkeklerde bulunan prostatın eşdeğeridir. Prostat kanserinin oluşumunda aile hikayesi ve yaşlanma başlıca etkenlerdir. Prostat kanserlerinin %85'i 65 yaşın üzerindeki erkeklerde saptanır. Özellikle geceleri sık idrara çıkma, idrar yaparken zorlanma, ince ve kesintili idrar yapma, idrar yaparken acı veya ağrı duyma, idrarda kan, sırt, kalça ve bel ağrısı, idrarda iltihap, menide kan ve ağrı gibi belirtiler olabilir. Prostat Kanseri ilaçla ve cerrahi müdahale ile tedavi edilebilmektedir.

Reflü

Halk arasında mide reflüsü olarak bilinen Gastro Özofageal Reflü hastalığı; asit ,safra ve pankreas sıvısı içeren mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini bu mide içeriğinden koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20'sinde reflü görülmektedir. Reflü tanısında kullanılan çok sayıda yöntem vardır. Bunlardan gastroskopi, pHmetri ve manometri, kronik reflüsü olan ya da özellikle laparoskopik cerrahi tasarlanan hemen her hastada hazırlık aşamasında mutlaka yapılırken, bazı yöntemler akademik araştırmalar için kullanılmaktadır. Göğüste göğüs kemiği arkasında yanma, ağıza acı ekşi sıvı gelmesi, geğirme, şişkinlik, ağıza gıda artıkları gelmesi, yutma güçlüğü ve yutakta takılma duygusu gibi tipik belirtileri vardır. Reflü tedavisinde 4 yöntem bulunmaktadır. Yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi ve endoskopik tedavi hastalığın iyileştirilmesini sağlayan yöntemlerdir.

Retinopati

Retinopati; diyabet hastalığına bağlı olarak gözün arka bölümünde ışığa hassas bir doku olan retina tabakasının damarlarının zarar görmesi ile ortaya çıkan ve körlüğe sebebiyet veren bir rahatsızlıktır ve diyabetin tedavi edilebilir tek komplikasyonudur. Genelde iki göz de etkilenir. Hastalığın başlangıcında hastanın hiç şikayeti olmayabilir, bulgular zamanla ortaya çıkar. Dolayısıyla şeker hastalarının düzenli göz muayenesi yaptırması önemlidir. Erken evrede lazer ile tedavi edilebilen hastalarda %80-90 oranında körlüğü engellemek mümkündür. 

Sedef

Sedef; en önemli deri hastalıklarından biridir ve tekrarlayıcı özeliği vardır. Sık rastlanılan bir rahatsızlıktır. Deri örtüsünün olduğu tüm bölgelerde görülebilir. Şiddeti kişiden kişiye değişmekle beraber kimi hastalarda sadece bir nokta veya plaklar halinde gözlenebilirken, kimi hastalarda vücuda yayılarak çok geniş deri bölgelerini etkileyebilir. Sedef sadece bir cilt rahatsızlığıdır ve diğer organlar ile bir ilişkisi yoktur. En fazla görülen bölgeler diz, dirsek, bel, saçlı deri, genital bölgedir. Tipik görüntüsünde kırmızı, net sınırlı zemin üzerinde beyaz ince kabuklanmalar şeklindedir. Sedef hastalığı, sanıldığının aksine başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak kronik olduğu için zaman zaman tekrarlayabilir. Lokal tedavi, PUVA tedavisi ve sistemik(ağızdan veya damardan ilaç) tedavi hastalığın tedavisinde uygulanan yöntemlerdir. 

Sinüzit

Sinüzit, yüz sinüsleri yüzeyindeki mukoza zarının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir üst solunum yolu hastalığıdır. Burun mukoza iltihabı ya da diş çürüğünden kaynaklanan üst çene kemiği iltihaplanmasından ileri geldiği görülmüştür. Burundaki biçim bozuklukları ve polipler sinüzit oluşumunda yardımcı etkenlerdir. Sinüsleri temizleyen ince kanallar tıkanırsa sinüzit hastalığı başlar. Sinüs kanallarının tıkanıklığına bazı burun içi ve sinüslerle ilgili yapısal koşullar, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları, alerjik sebepler, polip ve geniz eti gibi oluşumlar yol açabilir. Belirtileri; burun tıkanıklığı, burun ve geniz akıntısı, burundan konuşma, koku duyusu bozuklukları, sık sık nezle grip olma ve bunların kolay kolay geçmeyişi, özellikle çocuklarda daha fazla olmak üzere inatçı öksürükler. Sanıldığının aksine akut sinüzitlerin dışında baş ağrıları sinüzitte sık değildir. Burada baş ağrılarına yol açan iltihabi olaydan çok burun içerisinde sinüs kanallarını etkileyen diğer bazı yapısal koşullardır. Sinüzit ilaçla ve gerekli durumlarda cerrahi müdahaleyle tedavi edilebilmektedir.

Siroz

Siroz; karaciğerde bulunan işlevsel birimlerin sertleşerek yerini geri dönüşümsüz fibrozis (hücre aralarındaki lif defermasyonu) dokusunun almasıyla ve karaciğer fonksiyonlarının kaybıyla sonuçlanan patolojik bir hastalıktır. Nedeni büyük ölçüde alkol kullanımıdır. Başlangıçta siroz gelişimi hastanın şikayetleri ile değil yapılan testlerle anlaşılabilir. Bu testler biyokimyasal testler, karın ultrsonografi, tomografisi ve karaciğer iyopsisidir. Siroz karaciğerin hücresel hasarla birlikte damar yapılarını ve normal karaciğer düzenli doku yapısını bozulasına neden olur. Bu yapısal hasar kalıcıdır. Ancak siroza neden olan faktörler bilinir ve karaciğere etkileri azaltılabilirse en azından hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Yaşamı tehdit eden komplikasyonlar önlenebilir. Bu noktada uygulanan tedavinin yanı sıra hastanın alkolden kaçınmak, diğer hepatit yapan nedenlerden korunmak, cinsel yoldan bulaşmaları önlemek amacıyla önlem almak, karaciğere zararlı toksik ilaçlar kullanmamak gibi belli başlı bazı tedbirler alması da gereklidir.

Sistit

Sistit; ani idrar şikayetleriyle kendini gösteren idrar torbası (mesane) iltihabıdır. Sistit her yaşta ortaya çıkabilen bir hastalık olmakla birlikte genç erişkinlerde daha sık görülen bir iltihabi hastalıktır. .Genellikle yetersiz hijyen ve temizlik sonrasında, dışkıda bulunan E.Coli isimli bakterinin, idrar deliğinin uç kısmına bulaşması ile hastalık başlar. Hastalık tüm idrar kanalını takip ederek mesaneye kadar hastalık ulaşır ve burada çoğalarak hastada şikayetlerin oluşmasını sağlar. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, sızlama, gece idrara kalkma, idrardan sonra tam rahatlayamama, acil idrara çıkma isteği, idrardan kanama, hafif ateş, küçük karın bölgesinde ağrı, kasıklarda ağrı, kadınlarda vajinal akıntı gibi belirtiler görülebilmektedir. Fiziki muayene ve laboratuvar yöntemleriyle sistit tanısı konulmaktadır. Sistit tedavisi ilaçlarla sağlanmaktadır. Kullanılacak ilaçlar, dozları ve süreleri bir ürolog tarafından düzenlenmelidir.

Tüberküloz

Tüberküloz; genellikle akciğerlerde görülen ancak bezeler, beyin ve kemikler gibi vücudun diğer kısımlarını da etkileyebilen bir hastalıktır. Üç haftadan daha fazla devam eden sürekli öksürük, yüksek ateş, özellikle geceleri terleme, öksürürken balgam ile karışık kan çıkması, iştah kaybı, kilo kaybı, halsizlik ve yorgunluk hissi tüberkülozun en sık görülen belirtileridir. Hastalık hava yoluyla bulaşabilmektedir. Tüberküloz, tam olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak bu yalnızca ilaç talimata uygun şekilde ve tam olarak alınırsa mümkündür. Bu, genellikle 6-9 ay kadar sürer. Kişi ilaç kullanmaya başladıktan sonra kendini daha iyi hissediyor bile olsa, ilaca doktorun talimatına uygun olarak devam etmelidir ve kendisine ilacı bırakılması söylenene kadar kesinlikle bırakmamalıdır. İlaç doğru bir şekilde kullanılmazsa veya kullanımı çok erken bırakılırsa tüberküloz tedaviye direnç gösterebilir ve hastalığın tedavisi çok zor veya imkansız hale gelebilir.

Uyku Apnesi

Uyku apnesi; uyku sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan önemli bir hastalıktır. Hayati sağlık sorunlarına neden olabilen uyku apnesinin belirtilerini hastanın kendisinin farkedebilmesi zordur. Hasta genellikle uykudaki anormal durumlardan, eşi veya yakınlarırun farketmesiyle haberdar olur. Uyku apnesinin en önemli belirtisi gece uykusu süresince ani solunum duraklamaları, çok gürültülü horlamalar ve iç çekmelerdir. Bu solunum düzensizlikleri, çoğu kişide zaman zaman ortaya çıkan yumuşak, hafif horlamalardan farklıdır. Bu tip horlamalar daha çok sırtüstü uyuma sırasında gerçekleşirken, apne türü horlamalar her türlü pozisyonda gerçekleşebilir. Apne tipi horlamada hasta, el kol hareketleri ile rahatsız bir şekilde uyumaya çalışır. Uyku apnesinin kesin teşhisi ve şiddetinin ölçülebilmesi için uyku laboratuvarlarında "poligrafik tetkik" adı verilen incelemelir yapılması gerekmektedir. Uyku sırasında bir çok parametrenin kaydedildiği "poligrafik tetkik", beyin bölgelerinin aktiviteleri, uykunun yapısı ve uyku bozuklukları hakkında en sağlıklı bilgileri veren modern bir laboratuvar yöntemidir. Bu yöntemle, solunum hareketleri, uykuda oksijenlenme, kalp ritmi ve EKG kayıtları yapılarak bunların beden fonksiyonları üzerindeki etkileri incelenir. Uyku apnesinin teşhisinden sonra hastanın bir Kulak-Burun-Boğaz uzmanının kontrolundan geçmesi gerekmektedir. Konu ile ilgili anatomik bozukluklar varsa bunlar düzeltilmelidir. Uyku apnesinin cerrahi veya ilaçla tedavisi yoktur. Uyku apnesinin en etkili tedavisi CPAP (Continious Positive Airway Pressure) cihazı kullanılarak yapılır. Bu cihaz hastaya devamlı hava basıncı uygulayarak uyku sırasında kapanan üst hava yollarını açık tutar. Cihazın olumlu etkisi birkaç gün içinde görülür. Yorgunluk, uyuklama gibi belirtiler kaybolur; hastanın günlük aktivitesi ve canlılığı artar, horlamalar kesilir. Artan dinamizm, şişman hastaların zayıflamasını ve sağlıklı kilolara ulaşmasını sağlar.

Uykusuzluk (İnsomnia)

İnsomnia diğer adıyla uykusuzluk; uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük çekmek veya uykunun dinlendirici olmaması gibi şikayetler olarak tanımlanır. Uykusuzluk günümüzde birçok insanın şikayet ettiği bir konudur ve araştırmalar insanların %50’sinin hayatının bir döneminde uykusuzluk çektiğini göstermektedir. Uykusuzluğun en yaygın sebebi strestir. Akut ve kronik uykusuzluk olmak üzere iki tipi vardır. Uykusuzluk tedavisi şikayet çok ileri boyutlarda ise ilaç yardımı ile yapılabilirken psikolojik sebeplerle baş gösteriyorsa önce sebepleri tedavi edilmelidir. Bu sebepler ortadan kaldırılabilirse uykusuzluk da ortadan kalkacaktır. Uykusuzluk sebepleri çoğaldıkça ve büyüdükçe tedavisi de zorlaşmakta, tedavi süresi artmaktadır. Çeşitli tamamlayıcı eğitim ve terapilerle de tedavinin başarısı desteklenebilir.

Ülser

Ülser,sindirim sistemini oluşturan yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağında meydana gelen aşınmalar sonucu oluşan ve yara halini alan bir hastalıktır. Midenin iç kısmının mide asidiyle parçalanması sonucu oluşan hastalık ise; mide ülseri olarak ifade edilir. Aşırı sinir, stres, mide asidinin düzensiz ve aşırı bir şekilde üretimi, tedavi sürecinde doğru sonuçlanmayan gastrit, karaciğer yetersizliği, kalp rahatsızlıkları, sindirimi zor olan besinlerin aşırı şekilde tüketilmesi, sigara çay ve alkol gibi zararlı maddelerin aşırı bir şekilde vücuda alınması, kullanılan ilaçların zamanında önce ya da sonra tüketilmesi mide ülserinin en büyük nedenleri arasındadır. Mide ekşimesi ve midede beliren ağırlık hissi, ağızda ekşimsi bir tat hissi, tat alma duyusunda azalma, dilin renginin koyulaşması, karnın üst kısmında ağrı gibi belirtileri vardır. İlk aşamada teşhis konulur ve tedaviye erken başlanırsa hastalığın tedavisi hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilebilir. İlaç tedavisi uygulanabilir, ameliyat çok nadir olarak gerçekleştirilir. Tedaviyi destekleyici olarak düzenli bir şekilde istirahat etmek, yemek saatlerini belirli bir düzene sokmak, sigara,alkol ve çay gibi maddelerden ve stresten olabildiğince uzak durmak gibi tedbirler de alınmalıdır.

Varis

Varis, toplardamarların fonksiyonel bozukluklar ya da kan akımının önündeki bir engel nedeniyle genişlemesi, uzaması ve büklümlü hale gelmesi olarak tanımlanır. Yüzeysel olabileceği gibi derin damarlarda da gelişebilir. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülen varis, genellikle vücudun en fazla basınç altında kalan bölgesi olan bacakların alt kısımlarında oluşur. Gece krampları, bacaklarda kaşıntı, şişkinlik, ayakta kalınca ağrı gibi belirtileri vardır. Varis tedavisinde pek çok değişik yöntem uygulanmaktadır. Ancak hangi yöntem uygulanırsa uygulansın özellikle ailesel yatkınlık olan hastalarda yeniden varis oluşumu görülebilir. Giderek gelişen lazer yöntemi ile varis tedavisinde önemli bir aşama kaydedilmiştir.

Zatürre

Halk arasında akciğer iltihabı, tıp dilinde ise pnömani olarak bilinen zatürre; bakterilerin yol açtığı, sancı, ateş, öksürük ve balgamla kendini belli eden tehlikeli bir akciğer hastalığıdır. Zatürreye neden olan bakteriler, yakın temas sonucu, solunumla beraber vücuda alınır. Üst solunum yollarında, burun ve ağzın birleştiği yerde yerleşip çoğalırlar. Kalabalık yerler, kapalı alanlar, insanların toplu halde yaşadığı yerler, okullar, askeriye ve yurtlar zatürrenin bulaşma ihtimalinin fazla olduğu yerlerdir. Salgın şeklinde ortaya çıkabilir fakat soğuk algınlığı kadar bulaşıcı değildir. Bulaşması için en uygun ortam bir arada yaşayan ailedir. Özellikle küçük çocuklar arasında yaygındır. Hastalığın seyrinde şiddetli baş ağrısı ve baş dönmesi, hızlı solunum, endişelenme ve bayılacağını hissetme, boğazda, kaslarda ağrı olması, nefes alıp verirken sırtta batma tarzında bir ağrı, dudakların morarması ve dudaklarda uçuk tarzı yaralar meydana gelmesi, dalgın ve yorgun bir halde olma, söylenenleri algılamada zorluk çekme, çok fazla su içme isteği ve idrar miktarının azalması, çok şiddetli ve ilerlemiş vakalarda ise koma hali görülür. Zatürrenin tedavisi mümkündür ve hastalığın şiddetine göre yapılmaktadır. İlaç tedavisi yapılabileceği gibi ileri evrelerde hastanede yatarak tedavi yöntemi de uygulanabilir.

 

Zona

Zona; herpes zoster adlı virüslerinin sebep olduğu ciddi bir deri hastalığıdır. Halk arasında daha çok gece yanığı olarak bilinen zonanın bir diğer bir ismi de kuşak hastalığıdır. Zona; travma, stres, üzüntü, depresyon ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi nedenlerle daha önce su çiçeği geçirmiş kişilerde oluşur ve vücudun tek tarafında deride su toplamış ağrılı kabartılar şeklinde seyreder. Tedavisi ağızdan antiviral ilaçlar verilmesi ile yapılmaktadır. B vitamini, zona sonrası oluşabilecek ağrıların önlenmesinde çok önemlidir. Vücut direncini artırıcı vitamin desteği de takviye olarak verilmelidir. Tedavi sırasında ağrının da kontrol altına alınması gerekir. Tedavisi sonrasında ağrı devam ediyorsa, antidepresanlar ve antikonvülzan ilaçlara (epilepsi-sara- tedavisinde kullanılır) başvurulabilir. Hastaların bol su içmeleri,sağlıklı beslenmeleri, istirahat etmeleri ve stresten uzak durmaları önemlidir.

E-RANDEVU Close